08 Nisan 2019

Pürtüklü silikon protez kararına Türk Plastik Cerrahlar tepki gösterdi: FRANSA’NIN ALDIĞI KARAR ABARTILI VE BİLİMSEL DAYANAKTAN YOKSUN

Dünyada en sık yapılan estetik cerrahi ameliyatlarından biri olan silikon protez ile meme büyütme işlemi, Fransa’da alınan bir kararla gündeme taşındı. 

Fransa Sağlık Güvenliği Ajansı, birkaç gün önce sık kullanılan kaba pürtüklü yüzeyli protezlerin kullanımını Fransa’da yasakladığını açıkladı, ardından Hollanda ve Kanada da benzer bir karara imza attı. Bu karar, estetik dünyasında tartışma yarattı. 
Ajans, nadir görülen bir kanser türüne (ALCL) yol açabileceği gerekçesiyle bu tür silikon protezleri yasaklarken diğer Avrupa ülkeleri ve Fransız cerrahlardan karara birçok eleştiri geldi.

Kaba pürtüklü yüzeye sahip meme protezlerinin Fransa’da yasaklanması konusuna hem Fransa içinden hem de Avrupa’dan gelen tepkiler; kararı bilimsel veriden yoksun ve politik olarak tanımlıyor. Fransa’da ‘Secretaire Generale SNCPRE’ (Ulusal Cerrahi Sendikası Genel Sekreterliği); yaptığı açıklamada, yasaklanma girişimini  “politik ve bilimsel verilere dayanmayan bir karar”  olarak nitelendirdi.  Açıklamada Fransa’nın tek başına aldığı bu kararın, Avrupa sağlık komisyonunca da desteklenmediği belirtiliyor. Bu tür sağlık risklerinin cerrahlarca yüz yüze yapılacak görüşmelerle  ve bilimsel veriler ışığında kanıta dayalı sonuçlarla değerlendirilmesi gerektiğini ve uzun yıllarca araştırılması gerektiğinin de altı çizildi. 

Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği (TPRECD) bu konuyu değerlendiren bir açıklama yaptı.  

Dernek Başkanı Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sühan Ayhan tarafından yapılan açıklamada, konu şu başlıklarla açıklanıyor;

  • Bilim insanları olarak, bu kararı, bilimsel dayanaktan yoksun, alelacele verilmiş bir karar olarak nitelendirmekteyiz. Dünya Estetik Cerrahi Derneği (ISAPS) da bu karara katılmadığını belirten bir bildiri yayınlamıştır. 
  • Bahsedilen hastalık, dünya üzerinde meme büyütme ve meme kanseri hastalarında mastektomi sonrası memenin yeniden yapılması amacıyla kullanılan protez sayısı düşünüldüğünde, çok nadir olarak karşılaşılan bir hastalıktır. 
  • Tıpta Anaplastik Büyük Hücreli Lenfoma (BI-ALCL) olarak tanımlanan bu hastalık, protez çevresinde geç dönemde oluşan sıvı birikmesi ve daha ileri evrede, kapsüle yapışık bir kitle ile kendini göstermekte olup, kapsülün sınırlarını aşıp kitle haline gelmedikçe çok büyük oranda iyi seyirlidir. 
  • Hastalığın birden fazla sebebin bir araya geldiğinde ortaya çıktığı konusunda giderek artan kanıtlar vardır. Protez yüzeyinin kaba pürtüklü olmasının ortamı bakterilerin yerleşmesine elverişli yapması ve protez yüzeyine yerleşen bakteriler tarafından oluşturulan biyofilm tabakasının bu hastalıkta rol oynadığı düşünülmektedir. 
  • Bugüne dek, Anaplastik Büyük Hücreli Lenfoma (BI-ALCL) ile ilgili dünya üzerinde 650 civarında olgu bildirilmiş, bunların 17’si ölümle sonuçlanmıştır. En çok olgu bildirimi yapılan ilk 5 ülke, ABD (255), Avustralya (83), Fransa (59), İngiltere (45), Hollanda (40)’dır.  Türkiye’de bildirilen olgu sayısı sadece 1 (bir) olup, bu hasta da başarılı bir şekilde tedavi edilmiştir. Kaybedilen olgular, geç tanı konan hastalar olup, tanı konduktan sonra ilerleyen veya nükseden bir hasta bile yoktur. Protezlerin kapsülle birlikte çıkarılması tedavi için yeterlidir. 
  • Klinik araştırmalara göre, bu hastalık için risk faktörleri, kaba pürtüklü protezlerin kullanılması, bu protezlerin yüzeyinde bakterilerin yerleşerek antibiyotiklere dirençli biyofilm tabakası oluşturması ve genetik yatkınlıktır. Bu verilere göre, söz edilen risk faktörlerinden sadece birine, yani protezin cinsine dayanarak bir çıkarım yapmak doğru değildir. 
  • Bu hastalığın ince pürtüklü, düz yüzeyli ve poliüretan yüzeyli protezlerde; hatta kalça protezi, kalp pili gibi meme protezleri dışında da görülebileceği, ancak bunların çok daha düşük olasılık olduğu; ameliyat sırasında ameliyat bölgesine ve protez yüzeyine bakterilerin yapışmasının çok önemli bir etken olduğu, bunlarla birlikte bildirilen olgularda özellikle bazı gen mutasyonlarının varlığı dikkati çekmektedir.  

Yani bu hastalığın, birden fazla sebebin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bir durum olduğu yönünde kanıtlar giderek artmaktadır.

Tüm bu nedenlerle, Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği olarak, üyelerimizin, hastalarımızın ve halkımızın bu konuda paniğe kapılacak bir durum olmadığını bilmesini, Dernek olarak bu konuda hasta güvenliğini  önceleyerek çalıştığımızı, meslektaşlarımızı sürekli bilgilendirdiğimizi, sağlıklı bir karar verebilmek için daha çok bilimsel veri ve araştırmaya ihtiyaç olduğu gerçeğini vurgulamayı bir görev biliriz.

Şu anda, estetik amaçla ya da mastektomi sonrası meme protezi kullanılmış olan hastalarımıza önerimiz, yıllık kontrollerini ihmal etmemeleri, ameliyattan yıllar sonra memenin birinde olağandışı şişme olması durumunda mutlaka plastik cerrahlarına başvurmalarıdır. Bugüne dek bir sorun oluşturmayan protezlerin çıkarılması yönünde herhangi bir öneri yoktur.

Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği